Rus Donanmasının deniz stratejisi

Rus Donanmasının deniz stratejisi

Tarih boyunca zayıf olduğu dönemlerde kendi kabuğuna çekilen Rusya, güçlü olduğu dönemlerde yayılmacı ve baskıcı bir dış politika izlemiştir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasından sonra Rusya’da zihinsel anlamda ciddi bir dönüşüm yaşanmamış, sadece güç ve üretim araçları el değiştirmiştir. Nitekim, ekonomik olarak kısmen toparlandıktan ve bazı askeri modernizasyonları gerçekleştirdikten sonra konjonktürün sunduğu fırsatlardan istifadeyle Rusya’nın çevresindeki ülkelere müdahale etmeye başlaması, Dugin’in  “Rus Jeopolitiği: Avrasyacı Yaklaşım”ın benimsendiğini göstermektedir.

Bu Avrasyacı yayılmacı yaklaşımın denizlerdeki ilk göstergesi, Rusya Devlet Başkanı Putin’in 18 yıl önce, “Deniz Kuvvetleri Günü” olan 9 Temmuz 2001 tarihinde, 2020 yılına kadar bir dönemi kapsayan ve ardından Kırım’ın Rusya’ya bağlanması ve Kuzey Atlantik Antlaşması Organizasyonu (NATO)’nun doğuya doğru genişlemesinin göz önünde bulundurulmasıyla 2015 yılında güncellenen “Rusya Federasyonu (RF) Denizcilik Doktrini” olmuştur.

RF Deniz Kuvvetlerinin Yapısı

RF Deniz Kuvvetleri, Rusya’yı denizden gelebilecek her türlü saldırıya karşı korumakla görevlidir ve RF Silahlı Kuvvetleri komutası altındaki en büyük dördüncü kuvvettir. Rusya Deniz Kuvvetleri Komutanlığının konuş durumu haritada gösterilmiştir.

RF Dz. Kuvvetlerinin Küresel ve Bölgesel Stratejisi

RF’nin Deniz Kuvvetleri stratejisi; Karadeniz, Baltık Denizi, Arktik Bölgesi, Hazar, Pasifik ve Hint Okyanusu, Antarktika ve Doğu Akdeniz olmak üzere sekiz ayrı bölge için incelenmiştir.

Karadeniz

Bulgaristan ve Romanya’nın NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyeliğinden sonra, NATO gemilerinin Karadeniz’deki varlıklarını artırmaları, RF açısından güvenlik tehdidi olarak algılanmış, Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya dâhil edilme çabaları, RF’yi Karadeniz’de daha aktif olmaya zorlamıştır. NATO ve AB’nin bu girişimleri, RF’nin 2008 yılında Gürcistan’da gerçekleştirdiği askeri operasyon ve 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesi sonucunda rafa kalkmıştır.

RF, Karadeniz Filosunda bulunan unsurları geliştirmenin yanı sıra, Novorossiysk Deniz Üssü’nde bulunan gemi onarım tesisleri ile eğitim birliklerinin imkân ve kabiliyetlerini artırmayı planlamıştır.

Ekim 2015’ten itibaren Suriye’de icra edilen Rus operasyonlarında RF Karadeniz Filosuna, lojistik gemilerine Suriye limanlarına intikalde refakat görevi verilmiştir. RF’nin geliştirdiği seyir füzeleri sayesinde, Karadeniz Filosunun en yeni denizaltısı Rostov-on-Don tarafından, Doğu Akdeniz’den dört adet seyir füzesi ile Suriye’de tespit edilen hedefler vurulmuştur. RF’nin Suriye’de taktik olarak icra ettiği seyir füzesi atışı, NATO, AB, Ukrayna ve Gürcistan’a karşı stratejik bir eylem olarak görülmüştür.

Baltık Denizi

Kırım’ın işgali ve Ukrayna’nın doğusundaki Rusya destekli ayrılıkçı güçlerin Kiev’e karşı çatışmalara başlamasının ardından, ABD tarafından Baltık ülkelerine ve Polonya’ya askeri birliklerin yerleştirileceği açıklanmıştır. Kuzey cephesindeki Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya ve İzlanda’nın içinde yer aldığı, “Nordik Beşlisi” olarak bilinen Kuzey Avrupa ülkeleri, Nisan 2015’te imzaladıkları ortak bir deklarasyonla Rusya’ya karşı askeri iş birliğini geliştirme kararı almışlardır.

RF’nin bölgeyle ilgili başlıca iki siyasi amacı bulunmakta olup birincisi, Atlantik Okyanusu’na çıkış kapısı olan Danimarka Boğazları ve Kiel Kanalı başta olmak üzere doğrudan ve engelsiz olarak deniz yollarını kullanabilmektir.

Bu maksatla, Kaliningrad ve St. Petersburg’da yer alan RF deniz üsleri etkin olarak kullanılmaktadır. RF’nin ikinci siyasi amacı ise, NATO’nun Baltık Denizi’nde konuşlanma faaliyetlerini önleyerek, Baltık Devletleri üzerinde siyasi ağırlığını artırmaktır.

Arktik Okyanusu

Kola Körfezi’nde yer alan Severomorsk Deniz Üssü’nde konuşlu olan Arktik Filosu, ülkenin kuzeybatısının savunulmasından sorumludur. Arktik Okyanusu’nun, son yıllarda sahip olduğu zengin doğal kaynakları ve yeni seyir yollarının önem kazanması, NATO’nun RF batı sınırlarındaki askeri varlığını artırmasına ve RF Kuzey Filosu’nun ülkenin milli güvenliğinin ve ekonomik çıkarlarının korunması kapsamında kilit rol oynamasına neden olmuştur.

RF’nin Arktik Okyanusu’na yönelik temel ulusal çıkarları arasında, Rus iktisadi ve toplumsal kalkınmasına ilişkin sorunları çözümleyen stratejik bir kaynak merkezi olarak kullanılması yer almaktadır. RF’nin, Arktik Okyanusu’ndaki çıkarlarının en önemli güvencesi, şüphesiz bölgedeki askeri varlığıdır. Rusya’nın Arktik Okyanusu’ndaki askeri politikalarının üç hedefi vardır. Arktik Okyanusu’ndaki Rus egemenliğinin savunulması, bölgedeki Rus iktisadi çıkarlarının korunması ve Rusya’nın, dünya çapında askeri kabiliyetleri olan büyük bir güç olduğunun kanıtlanmasıdır.

Rusya’nın, Arktik Okyanusu’na yönelik yakın dönemdeki hak iddiaları konusunda, ilk olarak 20 Aralık 2001 tarihinde Birleşmiş Milletler Kıta Sahanlığı Sınırları Komisyonu’na (CLCS) yaptığı toprak talebi başvurusu öne çıkmaktadır. RF, Lomonosov ve Alfa-Mendeleyev Sıradağları’nın, Sibirya kıta sahanlığının bir uzantısı olduğunu, bundan dolayı Merkezi Arktik Okyanusu çevresiyle, Barents Denizi, Bering Denizi ve Ohotsk Denizi çevresinin, kendi yetki alanı içerisinde olduğunu iddia etmiştir. Reddedilen ilk başvurunun ardından RF, Rossiya nükleer buzkıranı ile araştırma gemisi Akademik Fyodorov’dan oluşan Rus keşif heyeti eşliğinde, Mir-1 ve Mir-2 adlı iki küçük derin su denizaltısını bölgeye göndererek bölgedeki varlığını Kuzey Filosu ile dünya kamuoyuna duyurma girişiminde bulunmuştur.

Hazar Denizi

18 Ağustos 2018 tarihinde Azerbaycan, RF, İran, Kazakistan ve Türkmenistan arasında imzalanan Aktau Anlaşması kapsamında her kıyıdaş devlet, Hazar sahilinden 15 deniz mili mesafeye kadar olan bölgelerde egemen olacak, belirtilen 15 deniz mili mesafeye ilave olarak 10 mil ötesinde balıkçılık faaliyeti yapabilecek, bunun dışındaki deniz alanları ise devletlerin ortak kullanımına açık bir şekilde tarafsız bölge olarak kabul edilecektir.

Bu anlaşmayla RF ve müttefiklerinin Hazar bölgesindeki Harekat Alanına Girişin Engellenmesi ve Hareket Serbestisini Kısıtlamak (A2AD) (Anti Access Area Denial) yeteneklerini artırdığı söylenebilir. ABD ile RF arasında Avrasya bölgesinde mevcut siyasî/askerî rekabetin bir göstergesi olan A2 AD kapasitesi, her iki taraf için de giderek önem kazanmaktadır. Kırım’ın ilhakıyla Karadeniz’de hâkimiyet kurmaya çalışan RF’nin, Lazkiye üzerinden Doğu Akdeniz’i, Abhazya üzerinden de Kafkasya’yı rakipleri için adeta girilmez bölge hâline getirmesi gibi, Hazar’daki askerî varlığı da Orta Doğu, Körfez ve Orta Asya’nın güvenlik çemberine alınması anlamına gelmektedir.

Pasifik Okyanusu

Doğu Sibirya petrol alanlarının geliştirilmesi ve boru hatlarının inşasından sonra bu bölgeden çıkarılacak petrolün, tren yolu ile Rusya’nın Pasifik sahillinde bir ihracat terminaline taşınması öngörülmektedir. Bu boru hattına paralel olarak, ayrıca bir doğal gaz hattı inşa edilmesi planlar arasında bulunmaktadır. Yapılacak bu terminallerin korunması sorumluluğu Pasifik Filosu’na verilecektir.

2017 yılında yayımlanan “Rusya Federasyonu’nun 2030 Yılına Kadar Deniz Harekâtı Alanındaki Devlet Politikasının Temel Prensipleri” belgesi incelendiğinde; artan küreselleşme ve yeni rotaların Rusya’nın jeopolitik konumunu artıracağı, 2045-2065 yılları arasında yaşanması beklenen hegemonya değişimi ile Rusya’nın Çin ile birlikte ABD’ye rakip olacağı öngörülmektedir.

Hint Okyanusu

RF’nin 2015 yılında yayınlanan Ulusal Denizcilik Doktrini Dokümanı’nda Hindistan ile dostane ilişkilerin geliştirilmesi ve bölgedeki diğer devletlerle pozitif etkileşimin güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Bu doğrultuda RF, Hint Okyanusu’nun barış ve istikrar bölgesine dönüşmesini ulusal denizcilik politikasının uzun vadeli hedefleri arasına almıştır. RF, Hint Okyanusu bölgesinde, öncelikli amaç olarak deniz varlığının sürdürülmesi, deniz taşımacılığının genişlemesi, mevcut konumunun korunması ve güçlenmesi için deniz bilimsel araştırmalarının yapılmasını belirlemiştir.

Antarktika

RF’nin doğal kaynakları ile zengin olan Antarktika’da izlediği politika, bölgede kalıcı ve aktif olarak varlık göstermektir. Bölgede RF faaliyetleri için hidrometeorolojik ve jeofizik bilgi desteği sağlamaktır. Ayrıca, Antarktika Antlaşması’nın taraf devletlerinden biri olarak, Antarktika’nın kullanımıyla ilgili uluslararası sorunları çözmede etkin rol oynayarak Ulusal Denizcilik Doktrini Dokümanı’ndaki hedeflerine ulaşmayı amaçlamaktadır. Gelecekte, bölgeyle ilgili faaliyetlerin artacağı öngörüsüyle RF deniz kuvvetleri unsurlarının bölgedeki hak ve menfaatlerinin korunması maksadıyla varlık göstermesi beklenmektedir.

Doğu Akdeniz

RF’nin 1971’den beri askeri üs olarak kullandığı Tartus Limanı’na olan ilgisi 2006 yılında pekişmiş, bu kapsamda Moskova ve Şam arasında Tartus Askeri Deniz Üssü’nü geliştirme anlaşması imzalanmıştır. RF, aynı zamanda Tartus Limanı’nın 90 kilometre kuzeyinde bulunan Lazkiye Limanı’na yönelerek Tartus Üssü’nün kısıtlı imkânları ve küçüklüğünün getirdiği dezavantajları burada kurduğu üs aracılığıyla kapatmaya çalışmıştır.

RF’nin Hicaz ve Körfez bölgesinde ağırlığının bulunmaması, Doğu Akdeniz’e yönelmesine sebep olmuştur. Bu bölgede Rusya sadece Aden Körfezi’nde korsanlara karşı yapılan koruma operasyonlarına katılarak varlık göstermiştir. Kısacası Rusya’nın uzun geçmişe sahip sıcak denizlere inme politikasında ilk hedef Türk Boğazları üzerinden Doğu Akdeniz’e ulaşmak ve bu bölge üzerinden Orta Doğu’da kazanımlar elde etmek olmuştur.

Sonuç

RF devlet politikasına hâkim olan Yeni Avrasyacılık Akımı, Rusya’nın konumunun yeniden tanımlanmasına, siyasi ve askeri gücünün geliştirilmesine bağlı olduğunu savunmakta, jeopolitiğin, siyasal güç ve “büyük devlet” olmanın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu belirtmektedir. Bu kapsamda belirlenen devlet politikaları, RF Deniz Kuvvetleri stratejisine yön vererek, Baltık Denizi, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki NATO’nun etki alanının gelişmesine engel olmayı amaçlamaktadır. RF, deniz kuvvetlerini Baltık ülkeleri ve Ukrayna başta olmak üzere Karadeniz ülkelerine siyasi baskı aracı olarak kullanmaktadır. Aynı strateji ile Pasifik Okyanusu, Arktik Okyanusu, Hint Okyanusu ve Antarktika’da varlık gösteren RF Deniz Kuvvetleri, ulusal çıkarların korunmasında ve Batıcı görüşün karşısında önemli bir araç olma özelliğini devam ettirmektedir.

Kaynak: MSÜ Deniz Harp Enstitüsü
Google+ Linkedin

1 Yorum

  • erkan aydın

    türk silahlı kuvvetlerine bir fikir ucak havaalanlarına ve türkiyenin tüm şehir ve önemli yerlere yapay zekalı kameralar yerleştirerek buna teröre bülaşmış veya bilinen ajanların fotoğrafları yüklenerek kameranın kendisinin bu kişileri gördüğü zaman belirli birimleri anında uyararak bilgilendirecek böyle bir düzen polisimizin istibaratımızın işini cok kolaylaştırır din kardeşiniz erkan aydından bir fikir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.