Yumuşak güç unsuru olarak donanma

Yumuşak güç unsuru olarak donanma

Bu çalışmada, uluslararası ilişkiler teorileri içerisinde “güç” kavramı açıklanmış, “yumuşak güç” kavramının, uluslararası ilişkiler literatürüne girişine ilişkin gelişim incelenmiş ve söz konusu kavramla ilgili örnekler verilerek dünyadaki uygulamalarına değinilmiştir. Ardından diplomasi kavramından kısaca bahsedildikten sonra donanmaların yumuşak güç aracı olarak diplomaside kullanılmaları konusu irdelenmiştir. Sonuç olarak, silahlı kuvvetlerin diğer unsurları olan kara ve hava kuvvetleri ile karşılaştırıldığında “Deniz Kuvvetleri”ne ulusal veya uluslararası çok çeşitli görevler verilmekte ve bu görevlerde yaptığı faaliyetlerde; gerginliği tırmandırma veya azaltma potansiyeli, hareket kabiliyeti ve devleti temsil yeteneği gibi hususlar, “Deniz Kuvvetleri” unsurlarından “Donanma”ların diğer kuvvet unsurlarına oranla diplomatik alanda daha çok kullanılabilmelerini sağlamaktadır.

Güney Kore donanmasına bağlı 1200 tonluk Korvet “ROKS Cheonan”, 26 Mart 2010 tarihinde Kuzey Kore’ye ait bir denizaltı tarafından batırılmış ve 46 denizci hayatını kaybetmiştir. Bölgede gerilimin giderek artması ve tansiyonun yükselmesi üzerine Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Sarı Deniz olarak adlandırılan bölgede Güney Kore ve diğer müttefiki olan ülkeler ile ileriki bir tarihte yapmayı planladığı müşterek tatbikatı öne çektiğini bildirmiş ve “USS George Washington” uçak gemisi ile birlikte dört savaş gemisini bölgeye göndermiştir.

ABD tarafından yapılan bu açıklama/faaliyet ile Kuzey Kore’ye bir uyarı sinyali gönderilmiş, “USS George Washington” uçak gemisi ve dört uçak gemisinin bölgede bulundurulması ile Çin’e güç gösterisinde bulunulmuş, Kuzey Kore yönetimi baskı altında tutulmuş ve ABD’nin bölgedeki müttefiklerine yanlarında olduğu işareti verilmiştir. ABD tarafından yapılan bahse konu faaliyet İngiliz haber servisi BBC (British Broadcasting Corporation) tarafından, “Kore krizi ve ABD uçak gemisi diplomasisi (The Korean crisis and US carrier diplomacy)” olarak yorumlanmıştır.

Donanmalar, benzer faaliyetlerde devletlerin politikaları ve çıkarları doğrultusunda devletler tarafından birer diplomatik araç olarak bazen sert güç (hard power), bazen de yumuşak güç (soft power) olarak kullanılmaktadırlar. Ancak, küreselleşen dünyada devletlerin hareket alanları ve uyguladıkları politikalar, karmaşık ilişkiler içerisindedir ve bu ilişkiler birbirleri ile çok farklı bağımlılıklarla sınırlandırılmaktadır. Bir devletin ulusal çıkarlarını korumaya çalışırken uyguladığı sert güç ile sorun, bazen küresel bir boyut alabilmekte ve uygulanan sert güç kullanımı devletleri zor durumlara sokabilmektedir. Bu nedenle, artık devletler uyguladıkları diplomasi ile amaç ve isteklerine ulaşmada, sert güç unsurlarını birer yumuşak güç olarak kullanma yoluna gitmektedirler.

Devletlerin sahip olduğu sert güç unsurları içerisinde yer alan donanma unsurları, devletler tarafından hem sert güç hem de diplomasi içerisinde yumuşak gücün bir unsuru olarak, geçmişte olduğu gibi bugün de yerini korumaktadır. Bu makalede, konunun daha iyi bir şekilde açıklanabilmesi amacıyla ilk önce uluslararası ilişkiler çerçevesinde gücün tanımı yapılarak, yumuşak güç kavramı üzerinde durulacak ve ardından diplomaside yumuşak güç unsuru olarak donanmaların kullanılması irdelenecektir.

Gücün Tanımı ve Yumuşak Güç Kavramı

Yaşayan birer organizma olduğu varsayılan devletler, hayatlarına devam edebilmek için küresel rekabet ortamında her zaman güvenlikli bir yaşam alanı ve politikaları doğrultusundaki istek/amaçlarına ulaşmada kullanabilecekleri kuvvetli bir güce sahip olma arayışı içerisindedirler. Devletlerin sahip oldukları potansiyel güç unsurlarının güce dönüştürülmesi ve sahip olunan gücün tanımlanması konusunda farklı görüşler stratejistler tarafından ileri sürülmektedir. Holsti, gücü; bir ülkenin, elindeki olanak ve yetenekleri ödül, ceza, ikna ve zorlama gibi çeşitli stratejiler kullanarak karşı tarafın davranışlarını kendi çıkarları doğrultusunda etkileme ve yönlendirme kapasitesi olarak tanımlamaktadır.

Morgenthau ise gücü; devletler arasında bir ilişki türü, uluslararası politikanın en temel amacı ve bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araç olarak belirtmiştir. Ashley ise güç kavramını realist gelenekte ele alarak gücü; hem diğer aktörleri etkileme yeteneğine sahip olma (güce sahip olma – “to have power”) hem de bu yetenekleri elinde bulunduran aktör (güç olma – “to be power”) anlamlarında tanımlamıştır.

Eldeki kaynak veya unsurların devletin politik amaçları ve isteklerine yönelik olarak kullanılamaması, bunların güç olarak nitelenip nitelenemeyeceği tartışmalarını da gündeme getirmektedir. Devletlerin sahip oldukları fakat kullanamadıkları güç unsurları ancak potansiyel bir gücü niteleyebilir. Bu bağlamda mevcut gücün devletlerin amaç ve isteklerinin karşılanmasına yönelik kullanımının gerekliliği vardır. Gücü oluşturan unsurların istenen sonuç ve etkileri yaratabilecek nitelikte kontrollü ve etkin bir şekilde kullanılması ile bir güçten söz edebilmek mümkündür. Eğer elde mevcut güç istenildiği şekilde kullanılamıyorsa ya da gücün kullanılması sonrasında elde edilen sonuç veya etkiler istenildiği oranda değilse unsurların bir araya gelmesi gücü oluşturmaz. Gücün unsurlarının, belirli bir irade doğrultusunda kullanılarak elde edilmek istenen sonuca gidilmesi gereklidir. Gücün unsurlarını bir araya getirerek politika aracı olarak kullanabilme yeteneğini Nye, güç dönüştürme (“power conversion”) yeteneği olarak nitelemektedir.

Yirminci yüzyılın ortalarına kadar devletler güçlerini, sahip oldukları orduların sayısına, ateş gücüne ve savaşma yeteneklerine bağlı olarak savaşlarda elde ettikleri veya kazandıkları başarılarla sert güç olarak göstermekteydiler. Sert güç kavramı; uluslararası bir aktörün (devletin) ekonomik ve askeri imkânlarını bir arada kullanarak başka bir aktör veya aktörlerin davranışları üzerinde değişiklik yapabilme veya nüfuz sağlayabilmesi olarak tanımlanabilir. Teknolojiye bağlı olarak gelişen bilgi çağı içerisinde bu güç gösterimi değişmeye başlamıştır. Artık, güç askeri güçten çok ülkelerin; sahip olduğu doğal kaynakların zenginliğine, bilgi ve teknolojideki gelişmişliklerine ve ülkelerin kurumsal esnekliklerine dayanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Batıda, elde edilecek amaçlara ulaşmada veya politik amaçların istenildiği şekilde düzenlenebilmesi amacıyla sert güç kullanımının giderek sönümlendiği, bunun yerine, son zamanlarda uluslararası literatürde, akademik makalelerde, siyasi alandaki söylemler ile popüler dergi ve yazılarda da yaygın olarak kullanılmaya başlanan yumuşak güç kavramının kullanımına öncelik verildiği görülmektedir.

Yumuşak güç kavramını Joseph Nye, ilk kez 1991 yılında yayımlanan “Liderliğe Zorunluluk: Amerikan Gücünün Değişen Doğası (Bound To Lead: The Changing Nature Of American Power)” kitabında gündeme getirmiş, ardından 2005 yılında yayımladığı “Yumuşak Güç Dünya Siyasetinde Başarının Yolu (Soft Power The Means To Success In World Politics Public Affairs)” adlı kitabında konu hakkındaki eleştirel yaklaşımları da göz önüne alarak daha ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuştur.

Nye’ın ilk orijinal tanımına göre yumuşak güç kavramı; uluslararası kaynak bir aktörün niyet ve amacına istinaden diğer hedef aktörler üzerinde yapılmayacak olan bir hususun yapılmasını sağlamak amacıyla dikte ve emretme gücünden farklı olarak, hedef aktörlerin kaynak aktörün istediklerini kabul etme “co-optive power” olarak ele alınmıştır. Co-optive kelimesi, Latince “cooptare” kelimesi orijininde türetildiği ve bir fikir veya politikanın, kaynak aktörün kendi amaçları doğrultusunda hedef aktöre benimsetilmesi, kendine çekme, işbirliği, tercihte müştereklik yaratma veya meylettirme anlamına gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğunun bir yeri işgal etmeden önce tüccarlarını göndererek Osmanlının gelişinin halkın yararına olacağı propagandasını yapmaları da bir yumuşak güç uygulaması olarak ifade edilebilir.

Doğu Akdeniz'de sular daha da ısınacak-fransa-horizon

Modern çağımızda ise, Avrupa’da II. Dünya Savaşından sonra yaşanan büyük güçlerin tükenmişliği sonrasında, bölgede Sovyet genişlemesinin önlenmesi ve Avrupa’da oluşan ekonomik ve siyasi güç boşluğunu dengelemek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri tarafından uygulanmasına karar verilen, “Marshall Planı” dünya siyasetinde yapılan ilk kapsamlı yumuşak güç olarak kabul edilebilir. Türkiye’nin de dahil olduğu 70 ülkede uygulanmaya başlanan planda, ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak maskesi altında yapılan çalışmalarda yumuşak güç ile Amerikan isteklerinin kabulüne yön verilmiştir. Ayrıca, Kennedy’nin göreve gelmesi ile devreye sokulan “Barış “İlerleme İttifakı” (Alliance for Progress) programını ve bu program ile paralel yürütülen ”Barış Gönüllüleri” faaliyetini de yumuşak güce başka bir örnek olarak gösterebiliriz.

Ege ve Doğu Akdeniz'de atış eğitimi-dzkk

Yumuşak gücü, sert güçten bağımsız olarak uygulamanın olanağı yoktur. Aksine, yumuşak güç unsurları sert güç unsurlarından beslenen, kapasitif olarak güçlü nicel ve nitel unsurlara sahip olmayı, bunların hedef aktörde olumsuz bir etkiye dönüşmeyecek şekilde kullanılmasını ve nihayetinde sosyalleştirilmesini ifade eder, Barış zamanında devletler uyguladıkları diplomasi ile elde edemedikleri istek ve taleplerini elde etmek amacıyla, ellerinde bulundurdukları silahlı kuvvetler içerisinde bir sert güç unsuru olarak yer alan donanmayı, yumuşak güç unsurları içerisinde birincil aktör olarak kullanma yolunu seçebilirler.

Türk Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan; Türk Deniz Grubu Aktivasyonları (2010 Yılı Aktivasyonunda Akdeniz’de, 2011 Yılı Aktivasyonunda Aden Körfezi ve Somali açıklarında, 2014 Yılı Aktivasyonunda Afrika Kıtası çevresinde) çerçevesinde yapılan liman ziyaretleri, bu ziyaretlerde yapılan sağlık taramaları, ikili eğitimler, ulusal ve uluslararası tatbikatlar, “Gunbot Diplomasisi” nin 21’inci yüzyıldaki evirilmiş biçimi olarak donanmanın yumuşak güç unsuru şeklinde kullanımına örnek verilebilir.

Yunanistan gözünü "Mavi Vatan" Tatbikatına dikti-dzkk

Diplomasi Kavramı ve Diplomaside Yumuşak Güç Olarak Donanmanın Kullanımı

Konumuzu oluşturan donanmaların bir diplomasi aracı olarak kullanımına geçmeden önce diplomasi kavramına da kısaca değinmek uygun olacaktır. Antik Yunan’da site devletlerinin kurulması her birinin kendilerine ait yasalarla yönetilmesi ve bu devletlerin birbirleri ile her konuda yakın ilişkilerde bulunmaları, diplomasinin bu bölgede ortaya çıkarak gelişmesine sebep olmuştur. Nitekim bu devletlerin birbirleri ile ticari ve siyasi ilişkilerini yoğunluklu olarak sürdürmeleri nedeniyle, aralarında anlaşmazlık ve çatışmaların ortaya çıkması da kaçınılmazdı. Bu anlaşmazlık ve çatışmaların barışçıl bir şekilde çözülmesi amacıyla devletler birbirleri ile elçiler vasıtasıyla müzakerelerde bulunurlar, aralarındaki sorunların kalıcı olmaması için diplomatik yöntemlerle çaba gösterirlerdi.

Çin Donanmasına taze kan tip 54A gemi

Diplomasi kavramı, kökeni itibariyle Yunanca “diplos” kelimesinden türetilmiş olup, ‘çift veya iki kat’ ya da ‘iki yan veya iki taraf’ anlamına gelmektedir. Bu kapsamda diplomasi kavramı; devletler arası ilişkilerde sorunların barışçıl yöntemlerle ve müzakere yoluyla çözülmeye çalışılması veya en genel tanımıyla dış ilişkilerin yürütülme biçimine ilişkin bileşenlerin bütünü olarak tanımlanabilir. Her zaman önemli bir unsur olarak değerlendirilen diplomatik ilişkiler ülkeler arasında ön plandadır siyasi diplomasi olarak adlandırılan bu ilişkiler içinde donanmanın bir tehdit veya güvence aracı olarak kullanılması ise özellikli alanlardan biridir.

İngiliz siyasetçi Lord Oliver Cornwell’in dediği gibi “bir savaşçı en iyi elçidir” donanmalarda hizmet veren gemilerde ülkelerin birer savaşçısı ve elçileri olarak görev yaparlar. Ülkelerin deniz hak ve menfaatlerinin korunması, tehditlerin kara ülkesi sınırlarına varmadan açık denizlerde engellenmesi, deniz aşırı güç intikali vb. görevlere yönelik donanmaların büyüklüğü, gücü ve yetkinliği başlı başına bir güç göstergesidir. Güçlü bir donanmanın varlığı, jeopolitik hedeflerle siyasi hedefleri ele geçirme ve karşı tarafı etkilemeye yönelik somut sonuçlar elde edilirse, kendini ispat etmiş olur ki bu hedefleri ele geçiremeyen donanma ne kadar büyük olursa olsun görevini yapamamıştır.

İngiliz nükleer denizaltısı emekli oldu HMS TORBAY

Sert güç araçlarından olan askeri gücün kullanımı diplomasinin de bir aracı olmak zorundadır. Kısaca sert güç olmadan yumuşak gücün kullanımından bahsedilemez. Bu nedenle özellikle devletlerin elinde bulundurduğu silahlı kuvvetlerin diğer unsurlarını oluşturan kara ve hava gücünden ziyade, deniz gücünü oluşturan unsurlardan donanmaların diplomasi aracı olarak yumuşak gücün uygulanmasında kullanılmalarındaki amaç; kendilerine özgü özellik ve yetenekleri ile kaynak aktörlerin hedefteki aktörler üzerinde beklediği etkiyi elde etmesini sağlamasıdır. Mahan’ın da belirttiği gibi devletlerin elinde bulundurduğu diğer kuvvetlerden farklı olarak, sadece deniz kuvvetlerinin yaptığı faaliyetler ve aldığı görevler doğası gereği uluslararasıdır ve dolayısıyla devletin politik faaliyetleriyle yakından ilgilidir.

Katar İtalya’dan 5 milyar Euro’ya savaş gemisi alacak italyan-donanması

Donanmaları oluşturan savaş gemisinin tanımı, “1958 Cenevre Deniz Hukuku Sözleşmeleri” kapsamında imzalanan Açık Deniz Sözleşmesi” nin 8’inci maddesinde ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinin 29’uncu maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanımlara göre; “Savaş Gemisi” bir devletin silahlı kuvvetlerine ait olup, kendi tabiiyetindeki gemileri başkalarından ayıran harici alametler (işaretler) taşıyan, bu devletin hükümetinin usulüne uygun şekilde yetkilendirdiği ve ismi devletin normal hizmet listesinde yer alan bir komutanın emri altında olan ve silahlı kuvvetlerin düzenli hiyerarşik disiplini altındaki personelle donatılan gemilerdir. Savaş gemileri devletin toprağı gibidir, devleti temsil ederler ve uluslararası arenada mutlak dokunulmazlığa sahiptirler.

SSM ‘Muharebe Destek Gemisi’ için ihale açıyor almanya

Yirminci yüzyıldan itibaren, devletler tarafından donanmaların kullanılmaları giderek değişikliğe uğramıştır. Bu süreçte donanmalar askeri güç olarak kullanılmalarından ziyade, sınırlı müdahaleler ile güç gösterimi şeklinde diplomatik politikanın bir aracı olarak “Donanma Diplomasisi” adı altında kullanılmaya başlanmıştır. “Donanma Diplomasisi” ile “Gunbot Diplomasisi” bazen birbiriyle karıştırılmaktadır. Bu karışıklığın önlenmesi amacıyla kısaca “Gunbot Diplomasi”nden bahsedilerek, ne anlama geldiği irdelenecektir.

Doğu Akdeniz ısınıyor!-rusya-donanması

Sir James Cable tarafından; Gunbot Diplomasisinin zorlayıcı bir özelliği olduğu ve uluslararası bir uyuşmazlık durumunda her zaman bir aktör tarafından; elde edilen avantajı korumak, isteklerini kabul ettirmek amacıyla diğer aktör üzerinde donanmanın (savaş olarak kabul edilmeyecek oranda) sınırlı güç kullanımlı veya doğrudan tehdit unsuru yaratmak için kullanılması olarak tanımlanmıştır. “Gunbot Diplomasisi”, “Donanma Diplomasisi”nden farklı olarak; deniz gücünün sürekli gösterilmesi olarak da adlandırılan “bayrak göstererek” korku ve tedirginlik yaratmak ve hedef devletin kıyılarında, deniz yetki alanlarında güç kullanılabileceği gibi bir niyetin belirtilerek hedef devlette arzu edilmeyen faaliyetlerin durdurulmasını amaçlamaktadır. “Gunbot Diplomasisi”nde caydırıcılık ve tehditkâr faaliyetler ön plandadır.

Çin denizde atağa geçti çin donanması

Hatta bazı durumlarda yapılan faaliyetlerde sınırlı bir güç kullanılmasına kadar ileri gidilerek dengelerin sağlanmasına çalışılır. “Ganbot diplomasisi” ile devletler, potansiyel bir refah aracı olarak, denizlerden azami kazanç sağlamayı ve belirli bir politik dayatmayı kabul ettirmeyi değil aynı zamanda da istenilen şekilde tavır ve tutumların gerçekleşmesi için sınırlı kuvvet kullanımı dâhil, her türlü tedbiri alarak karşı taraf üzerinde baskı oluşturmayı içerir. Özetle, “Ganbot Diplomasisi” donanma gücünden istifade ile yapılan bir sınırlı kuvvet kullanımına kadar varabilen bir kuvvet gösterisi olarak tanımlanabilir.

Mısır ikinci helikopter gemisine kavuştu mısır donanması

Yeni bir terim olarak son yıllarda kullanılmaya başlanan “Donanma Diplomasisi” terimi, deniz politikaları üreten akademisyen ve düşünürler tarafından farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Amerikalı tarihçi ve diplomat Edward Luttwak, “Donanma Diplomasisi”nde yol gösterici ilke olarak temel amacının bir değişim yaratma üzerine kurulu “ikna (suasion) teorisi”nin kullanılmasını, devletlerin niyet ve amaçlarına ulaşmak için verilecek mesajın ikna edici bir şekilde yapılandırılmasının gerekli olduğunu savunmuştur. Bu çerçevede Luttwak, “Donanma Diplomasisi”ne mütevazı bir tanım getirerek; deniz kuvvetlerinin dengeli ve ikna edici politik davranışı olarak tanımlamıştır.

İngiliz deniz tarihçisi ve stratejist Geoffery Till, “Donanma Diplomasisi”ni; bir ülkenin amacının veya isteklerinin başka bir ülke üzerinde etki yaratması amacıyla aldığı tedbir ve uygulamaların bir bölümünde, donanmanın ve yapacağı faaliyetlerin kontrollü bir şekilde savaş durumundan uzak bir tehdit unsuru olarak kullanılması olarak belirtirken, Doğu kaynaklı akademisyenler, Qin ve Hao tarafından kaleme alınan, “Çin Deniz Gücü Tarihi” adlı eserde ise “Donanma Diplomasisi”; uluslararası antlaşmaları çözmek, elde edilen avantajları sürdürmek, hem ticari, hem askeri hem de politik kayıpları önlemek amacıyla donanmalar tarafından ortaya konan kısıtlı savaş dışı faaliyetler olarak tanımlanmaktadır. İngiliz teorisyen Ken Booth ise donanmaların diplomaside kullanımına daha işlevsel bir açıdan yaklaşarak, “Donanma Diplomasisi” ni savaş gemilerinin temel özellikleri olan; çok yönlülüğünü, kontrol edilebilirliklerini, hareket kabiliyetlerini, projeksiyon yeteneklerini, bir bölgeye erişim veya güç aktarım potansiyellerini, temsil yeteneklerini ve dayanıklılıklarını diplomatik araçlar olarak tanımlamıştır.

Bu çerçevede, yukarıdaki tanımlardan da faydalanılarak, “Donanma Diplomasisi”nin kısaca ve en uygun tanımını şu şekilde yapabiliriz. devletin nüfuz ile etki politikalarını temsil etmekte ve eğitim verme, ortak tatbikatlar icra etme, liman ziyaretleri ve deniz gücü kapsamında yapılan yardım faaliyetlerini içermektedir. Burada amaçlanan hedef; ilgi sahası ülkeye nüfuz etmek, politik çıkarlar çerçevesinde kendi amaçlarına göre yönlendirmek, hedef aktörün etki eden kaynak aktör yanında yer almasını sağlamak, dostane ilişkiler kurarak ilgi alanı içerinde yer alan denizleri kendi politik, ekonomik çıkarlarına uygun olarak kullanabilmektir. Makalenin başında belirtilen Güney Kore donanmasına bağlı “ROKS Cheonan”ın Kuzey Kore’ye ait bir denizaltı tarafından batırılması ve sonrasında yaşanan gerilim ve ABD’nin bölgeye tatbikat maksatlı uçak gemisi görev gurubunu göndermesi, Deniz Kuvvetlerimiz tarafından icra edilen; 2010, 2011 ve 2014 yılları Türk Deniz Görev Grubu aktivasyonları, Uluslararası Tatbikatlar, Liman Ziyaretleri vb. faaliyetler bir yumuşak güç unsuru olarak donanmanın diplomasi alanından kullanılmasına örnektir.

NATO ve Türkiye’den Doğu Akdeniz’de tatbikat! türk deniz kuvvetleri

Sonuç

Gücü oluşturan unsurların istenen sonuç ve etkileri yaratabilecek nitelikte kontrolü ve etkin bir şekilde kullanılması ile bir güçten söz edebilmek mümkündür. Eğer elde bulunan güç bahsedildiği şekilde kullanılamıyorsa ya da gücün kullanılması ile ortaya çıkan sonuç veya etkiler istenildiği oranda değilse, devletlerin elinde bulunan unsurların bir araya gelmesi güç yaratmaz. Gücün unsurlarının, belirli bir irade doğrultusunda, kullanılarak elde edilmek istenen sonuca gidilmesi gereklidir.

Türk Deniz Kuvvetleri: Stratejik hedef uçak gemisi! türk deniz kuvvetleri

Hem sert güç hem de yumuşak güç olarak kullanılabilen etkili bir güç unsuru donanma gemileri, doğası gereği uluslararası hukuk ve bu kapsamdaki uluslararası deniz hukukunun izin verdiği oranda devletlerin iç sularından başlayarak açık denizler ve ötesindeki alanlarda görev yapabilirler. Silahlı kuvvetlerin diğer unsurları olan kara ve hava kuvvetleri ile karşılaştırıldığında “Deniz Kuvvetleri”ne çok çeşitli ulusal veya uluslararası görevler verilebilmekte ve verilen bu görevlerde yapacağı faaliyetlerde; gerginliği tırmandırma veya azaltma potansiyeli, hareket kabiliyeti ve devleti temsil yeteneği gibi hususlar, “Deniz Kuvvetleri” unsurlarının diğer kuvvet unsurlarına oranla diplomatik alanda daha çok kullanılabilmesini sağlamaktadır. Barış zamanı donanma gemilerinin silahlı bir güç olarak, devletin deniz sınırlarını aşıp açık denizlerde rahatlıkla devlet bayrağını göstererek dolaşabilmesi, başka ülkelerin sınırlarına herhangi bir engel olmadan kolaylıkla seyretmesi, yabancı limanları kolaylıkla ziyaretlerde bulunmaları diplomaside yumuşak güç olarak kullanılabilmelerini güçlendirir.

Donanma vatandaşlarla buluştu türk donanması

Ayrıca, donanmanın denizlerde ve karada meydana gelen olaylara yön verebilme yeteneği deniz kuvvetlerinin stratejik yönünü teşkil etmektedir. Bu çerçevede, devletin saygınlık, itibar ve gücünü, donanma gemilerinin etkileyici görüntüleri ile birleştirip hedef devletlere göstererek, üzerlerinde kalıcı etkiler bırakmak için diplomaside yumuşak güç unsuru olarak donanmaların kullanılması, ülkenin; tarihsel geçmişine, refah düzeyine, coğrafi konumuna ve kültürel denizci kimliğine bağlı olarak her zaman uygun bir araç olarak kabul edilmektedir.

Kaynak: www.defenceandtechnology.com/MSÜ
Google+ Linkedin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.